
 Bayramın üçüncü günü Ağva'ya gidelim dedik, aşağı yukarı 1o yılı aşkın bir süredir gitmemiştik. Bu gitmeyişin birkaç sebebi vardı.Birinci ve en mühim sebeplerinden biri Ağva'da yaşayan sevgili Aykut'un hayata veda etmesiydi. Onu kaybedene kadar her yıl enaz 3-4 defa giderdik,sevgili Mete Işık ile... Mete ve rahmetli Aykut teyze çocuklarıydı. Türk siyasetinin renkli isimlerinden eski İzmit Belediye Başkanı ve emekli Milletvekili Erol Köse ve kardeşi rahmetli Ergun Köse'nin anneleri Rahmetli Adalet hanım teyze'de her ikisinin de teyzeleriydi. Biz Mete ile ile Ağva'ya her gidişimiz de Yeşilçay kenerında Tahir Motelin sahibi Hidayet'te yemek yerdik. Hidayeti herkes Tahir diye tanır,kendisi Türk sinemasında çeşitli figuran rollerinde oynamış renkli bir kişilik ve bana göre de Ağva'da engüzel yemeği orada yiyebilirsiniz. Eşim Mine hanımefendi ile saat 14.00 da İzmit'ten yola çıktık. Çal'da F tipi cezaevinin yanından Akçaova'ya dönerek devam ettik. Yeni yapılmış dört dörtlük bir asfalt yoldan Ağva'ya 1 saatte ulaştık ki Ağva'ya uzun yıllardanberi gitmeyişimizin ikinci sebebi de yolların bozukluğuydu.Ağva'ya girmemizle beraber inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Benim Ağva'ya geliş nedenlerimden en önemli sebep Ağva'nın iİstanbul tarafındaki ikinci deresi kenarına yapıldığını duyduğum tesisleri görmekti. Ağva Rumca iki dere arası anlamına geliyormuş. Birinci dere girişte köprü ile üzerinden geçtiğimiz ve yoğun yerleşimin olduğu Yeşilçay, ikinci dere ise takriben 2 km ilerde İstanbul tarafında bulunan Ağva deresi. Ağva deresi kenarında 15 yıl önce parmakla gösterilecek kadar az yerleşim vardı. Şehir merkezinde hiç oyalanmadan kalabalık yüzünden adım adım ilerleyerek sahili ve plajın bulunduğu Çamlığı geçip Ağva dere'ye vardık.derenin kenarındaki yol sağlı sollu araba doluydu. Ayrıca dere kenarındaki turistik tesislerin özel otoparkları da ağzına kadar doluydu. 2-3 Km. ilerledikten sonra sağda dere kenarında Büyük çulluk oteline ulaştık. 2 jakuzili, 2 balkonlu ,15 double, 20 triple odası ile hizmet verdiklerini öğrendik. Yüzme havuzu bulunan otelin Ağva deresi kenarında açık resto ranında yer bulamadığımızdan birkaç fotoğraf çekip ayrıldık.  Otelin asfalt yolla dere arasında kalan güzel düzenlenmiş, çimlerle kaplı büyük bir bahçesi bulunuyor." Club grand becassier" Büyük çulluk   otel, güzel sakin bir tatil için ideal bir tesis. Yemek kalitesi ve servisi hakkında bir fikir edinemedik. Bu güzel tesisten geriye dönüp diğer tesisleri de gezelim dedik. Bu arada karnımız da iyice acıkmıştı. Büyük Çulluk Otelden 150 mt Deniz tarafında ki ilk tesis Paradise idi. Otomobilimizi yok kenarına park edip dereye yöneldik, birde ne görelim Paradise derenin karşı tarafındaydı ve 2 kişilik bir teleferikle karşıya geçiliyordu.  Bu hava fotoğrafını google earth'ten indirdim. Görüldüğü gibi sağda yeşilçay,solda Ağva deresi (Göksu diyenlerde var. Bu iki dere arasında önü karadeniz arkası ormanlar.Cennetten bir köşe Ağva.. İzmit'in Çal Tepesi'nden doğup gelen Göksu ve Yeşilçay dereleri arasındaki deltaya kurulan bu şirin beldenin belki de en çekici yanı bu derelerin yemyeşil kıyıları. Yeşilçay kasabanın merkezinde kıyısında başta Tahir olmak üzere lokantalar sıralanmış.Şehrin Merkezi oldukça sıkışık birçok pansiyon,otel var ama daha sosyetik olanlar, daha pahalı olanlar, daha çok Göksu kıyısında kurulmuş, yörenin tüm aktiviteleri bu kıyılarda gerçekleştiriliyor. Bu genel bilgiden sonra biz hikayemize devam edelim,Teleferiğe binip karşı kıyıdaki Paradise adlı tesise ulaştık. Kelime anlamı İngilizce Cennet olan Paradise  gerçekten Cennet. dernin kenarında tahta kaplı bir yürüyüş yolu var. Derede Motorla,kayıkla ya da deniz bisikleti ile dolaşabilirsiniz. Ahşap evlerin hepsinde Şömine, Klima mevcut. Dere kenarında  oturma grupları var. Bizde hemen yemeğimizi söyledik.  Bir çorba, bir salata,bir köfte hesap 22 YTL.Ya çok kalabalık oluşundan ya da gerçekten öyle bilemiyorumi yemekleri hiç beyenmedik. Dere trafiği oldukça yoğundu gezi tekneleri, sandallar ve deniz bisikletleri...Çayın da taze olmadığını öğrenince teleferiğe binip karşı sahile geçtik.  Sırada bundan sonraki tesis vardı. Otomuzu az ilerdeki Riverside adlı tesisin otoparkına bırakıp,dereye doğru yürüdük.Riverside adlı tesiste derenin karşı tarafında idi ama Paradise gibi teleferikle değil kol gücüyle yürütülen salla geçiliyordu karşıya. 
 10.eylül.2008 çarşamba günü çıktığım Bodrum gezisinden az evvel döndüm. Mevsimlerin en güzellerinden son baharın ilk günleri Bodrum gerçekten muhteşem oluyor. Bunaltmayan bir hava, pırıl pırıl bir deniz ve Bodrumda plajlar size özel gibi tenha mı tenha. Okulların açılması, Ramazan Bodrum'u fena vurmuş. Tek tük yabancı turist.Konuştuğum esnaf yaklaşan Ramazan Bayramının bir umut olduğunu söylüyor. Bu gezide Bodrum'un güzeli Yahşi'de kaldık.  Ömer'in yeri sade, küçük ama hijyen ve yemek kalitesi olarak mükemmel. Yahşi sahili güzeldüzenlenmiş.sahilden sonra trafiğe kapalı bir cadde ve cadde boyunca, otel, restaurant,büfe v.s sıralanmış,Yahşi koyu oldukça büyük bir koy. Pırıl pırıl bir denizi var. koy deniz sporları için sahilden 100 metreyi aşan bir mesafede denizde yüzenlerle ,su kayağı,yelken, deniz paraşütü,sürat teknesi, v.s su sporları aktivite sahaları birbirinden modern bir şekilde ayrılmış. Bu da görüntü ve içerik olarak muhteşem. Sahilde binlerce  hasır örme güneşlik veplastik şezlong denize gelenlerin emrinde. Ayrıca yol boyunca sıralanmış restaurantların garsonları size hizmet için yarışıyor. Güneşte kalmak istemediğinizde kumun hemen bitişiğinde sıralanmış asırlık ağaçların altında dinlenebilirsiniz. Akşam yemeğini dilediğiniz lokanta da yiyebilirsiniz. Hepsinin önünde fiatları gösteren bir pano var. Sonuç olarak Yahşi rahat ,ucuz, güzel bir tatil arayanlar için bulunmaz bir yer. Fiatlar eylül ayında sabah kahvaltısı, akşam yemeği dahil 45 YTL civarında. Sabah kahvaltısında bugüne kadar hiçbir tatilimde yemediğim kalitede beyaz peynir,eski kaşar peyniri, zeytin,çıkardılar. Tabii standart olarak tereyağ,bal, reçel, yumurta var. Ayrıca 1 porsiyon karpuz da ilave olarak verdiler. Akşam çıkan yemeği 1 kişinin bitirebilmesi imkansız. Porsiyonlar tepeleme dolu. Ömer'in yerinde çaylar herzaman yeni demlenmiş gibi bu da işletme sahibi Ömer Bey'in çay tiryakisi olmasındanmış.Bu kadar reklamdan sonra biraz da Bodrum'un merkezine Kaleye, çarşıya gidelim. Bodrum'u bu kadar cazip yapanlardan biri de gece yürüyüşleri bence. Kimse kimseye bakmıyor, ne traş ne makyaj,ne protokol ! Kalabalığa karışıp yürüyorsunuz .Benim de Bodrum da en keyif aldığım saatler bu yürüyüş saatleri !!!  Arabamızı otogarın karşısındaki otoparka bırakıp. Limana ,kaleye doğru ilerliyoruz. ve çarşıya geliyoruz. Bir zamanlar bu çarşıda Rahmetli Zeki Müren'in müdavimi olduğu bir han vardı. Oraya vardığımızda Han'ın o kalamar yediğimiz,her çeşit mezenin bulunduğu meyhanesinin yerinde yeller estiğini gördüm. içim bir tuhaf oldu. Yıllar önce sevgili dost Yetkin Saner ve ailesiyle tatil için geldiğimiz Bodrum'da akşam yemeğii çin bu meyhaneye gelmiştik ve saat 22.00 sularında rahmetli Zeki müren mutat yerine geçip içkisini yudumlamıştı. Yine yıllar önce bir gelişimiz de de Bodrum Kalesinde saatler süren unutulmaz bir konser vermişti. ve konser çıkışında izdihamdan yürüyemezken koca Bodrum da içecek tek bir şişe suyu kalmamıştı. Biraz ilerleyince bu üstü kapalı çarşı bitiyor .Sola giderseniz yürüyüş yoluna girersiniz. Yolun hemen başında 3 adet açıkhava karikatür ve resim atelyesi var. En baştaki bayan ressamdan çizdiği bir Bodrum resmini fotoğraflamak için izin istediğimde müsaade etmedi. Bende çekebildiğim aşağıdaki karikatür fotoğrafı ile yetindim. Açıkhava atelyeleri Bodrum'un merkez meydanına bakıyor. Meydan limanın kenarında . Limanda yatlar, tüm limanı doldurmuş. Burada da birkaç kare çekip kaleye doğru ilerliyorum.   Bodrum Kalesi, Bodrum'un simgesi haline gelmiş, bugün Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan kale. (St. Peter Kalesi) Bodrum kalesi iki liman arasında kayalık bir alan üzerinde kurulmuştur. Antik çağda önce ada olan bu alan sonraları kente bağlanarak yarımada durumuna gelmiştir. 1406 - 1523 tarihleri arasinda inşa edilen St. Jean Sövalyeleri'nin kalesi, kare planlı, 180 x 185 m. ölçülerindedir. İç kale içinde değişik ülke adları verilmiş kuleler bulunmaktadır. En yüksek kule deniz seviyesinden 47.50 m. yükseklikte olan Fransız Kulesi'dir. Diğer kuleler İtalyan Kulesi, Alman Kulesi, Yılanlı Kule ve İngiliz Kulesidir. Kalenin doğu duvarı dışında kalan bölümleri çift beden duvarları olarak takviye edilmiştir. İç kaleye 7 kapı geçilerek ulaşılır. Kapılar üzerinde armalar bulunmaktadır. Armalar üzerinde haçlar, düz veya yatay bantlar, ejder ve aslan figürleri bulunmaktadır. İç kalede Sapelin alti dahil olmak üzere 14 sarnıç vardır. Kale korugani, çiftli duvarlar arası su hendeği, asma köprü, kontrol kulesi, II. Mahmut tuğrası kalenin göze çarpan yerlerindendir.  Bodrum Kalesi, 19. yüzyil sonunda kalenin hapishane olarak kullanıldığı dönemde bir hamam yapısı ile Osmanlı niteliği kazanmistir. Kale bugün Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır. Müze koleksiyonlarında bulunan eserler Türk hamamı, Amphora sergilemesi, Doğu Roma Gemisi, Cam Salonu, Cam Batığı, Sikke ve Mücevherat Salonu, Karyalı Prenses Salonu, İngiliz Kulesi, İşkence ve Katliam Odaları ve Alman Kulesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca, 33.5 dönüm genişliğindeki bir arazi üzerine kurulmuş olan kalede açık mekanlarda da eser sergilenmektedir. Müze, 1995 yılında Avrupa'da Yılın Müzesi Yarışması'nda "Özel Övgü" ödülünü almıştır. 
Geçen yıl yapılan Arhavi Briç şenliklerine eşim Mine hanım ile kaydımızı yaptırdıktan sonra bu geziyi bir Karadeniz Turu'na çevirebilirmiyim ? diye bilgisayar başında bir internet turuna başladım. İlk olarak bir yol haritası çıkardım. Yolumuz İstanbul'dan başlayıp -İzmit-Sakarya-Düzce-Bolu- Karabük(Safranmolu)- Kastamonu- İnebolu-Abana- Sinop-samsun-Ordu-Giresun-Trabzon-Rize-üzerinden Arhavi-Hopa'ya varıyordu. Gidilecek yol 1400 Km civarındaydı. Konaklama noktaları'nı tesbit ettikten sonra, web'teki Karadeniz Turları sayfalarını bularak onların bu gezilerdeki programlarını indirdim. Nerelerde kaldıklarını, nerelerini gezdiklerini, neler yediklerini, nerede yediklerini bir bir inceledikten sonra detaylı bir gezi programı yapmıştım. Bu sne 18-21 Temmuz.2008 tarihlerinde Arhavi Briç Şenliklerine gideceklere bir rehber olabileceği düşüncesiyle detaylar ve çektiğim fotoğrafları yayınlıyorum.Gezinin birinci günü saat 14.00 sularında Safranbolu'ya ulaştık. İstanbul-Safranbolu 400 Km. Safranbolu Karabük'ten 5-10 Km. ilerde ve Karabük'ün bir mahallesi gibi . Safranbolu şanslı ilçelerimizden biri koruma altına alınmış ,evleri sırayla restore ediliyor Ve ülkemizin sayılı turistik ilçelerinden biri İnşallah ayni şans el atılırsa Safranbolu ile yarışabilecek Beypazarı,Taraklı ve Göynük'e de nasip olur. Safranbolu gerçekten güzel, Kasabanın merkezinde Osmanlı'dan kalma bir han restore edilerek otel haline getirilmiş. Cinci Han Otel,Tarihi Çarşının tam ortasında,Safranbolu'nun gezilip görülebilecek yerlerinin tamamina yakınına yürüme mesafesinde olan bir konumdaCinci Han Otel'de aslına uygun olarak restore edilmis 22 Standart,2 Suit ve 1 Han Agasi Odasi bulunmakta..Odalar Safranbolu Konaklari ve Tarihi Çarsi manzaralı.Standart olarak bütün odalarda merkezi isitma,uydu TV, uluslararasi direkt telefon,internet baglantisi,banyo&WC ve saç kurutma makinesi mevcut. Vaktiniz müsaitse ilk konaklamanızı burada yapabilirsiniz. Cinci Han otelin iç avlusunda nefis bir yemek'ten sonra hemen bitişiğinde olan Safranbolu çarşısını ve tarihi evlerini dolaştık.Akşamüstü Saat 18.00 da Safranbolu'dan ayrılıp ilk Durağımız Kastamonu'ya hareket ettik. 100 Kmlik yolu birbuçuk saatte alıp., grubumuza Safranbolu'da katılan ODTÜ'den Sn. M.Rifat Önal ve eşi İlona Hanımefendi ile Kastamonu'da kalacağımız otele yerleştikten sonra, internet'ten bulduğum Sinanbey Konağının bahçesinde akşam yemeğini yedik. Kastamonu'da konaklar, diğer kültürel yapılarla birlikte şehrin kültürel kimliğinin korunmuşluk öğesi olarak göze çarpmaktadır.Kastamonu'da restore edilen konaklar içinde en meşhuru Eflanili Konağı.Sepetçioğlu Konağı,Tahir Efendi Konağı ,Sirkeli Konağı,kırkodalı Konağı ve Cumhuriyet evi'de görülmeye değer yerler. Kastamonu'ya daha önce 1981 yılında gitmiştim, şehrin ortasında Karaçomak çayı oldukça geniş ve derin bir yataktan akıyordu ve etrafında tratuar dahil hiçbirşey yoktu. O geziden hatırımda meşhur kastamonu Güveç'i kalmış. Bu gittiğimizde bir nehir büyüklüğündeki Karaçomak çayı çevresi düzenlenmiş ve şehre bir güzellik katmış. Hükümet Konağı(Çevresindeki 19- yüzyıl anıtsal kamu yapılarıyla birlikte geçmişe ait bir panaroma oluşturan Hükümet Konağı 1902 yılında ulusal mimari akımının kurucusu Mimar Vedat Tek tarafından yapılmıştır.), saat kulesi, Münire Medresesi, Nasrullah Camii ,Yılanlı Camii ve etnoğrafya müzesiyle Tarihi ve Turistik güzel bir kentimiz Kastamoni...İkinci gün sabah kahvaltımızı Nasrulah Camii bitişiğinde ki turistik çarşıda yaptıktan sonra İnebolu'ya hareket ettik. Önümüzde Samsun'a kadar 310 Km. yol vardı.ve geceyi Samsunda geçirecektik.Arada 198 Km, ilerde Sinop var.İnebolu Karadeniz sahilinin tam ortasında yer alan tipik bir sahil kasabasi. İstiklal savaşı sırasında memleketin kurtuluşunda önemli bir yeri olan, geçmisin kalabalık, ihtişamlı bir ticaret merkezi. Şimdilerde ise sakin, gözlerden uzak, henüz keşfedilmemiş tarihi ve doğal hazineleri barındıran cennet bir yurt köşesi. Abana az ilerisinde diğer bir cennet.. Meydanındaki çay bahçesinde çaylarımızı içtikten sonra Öğle yemeğini Abana çıkışında eskiden okul olan bir binanın bahçesinde nefis bir deniz manzarasına yedik,Çatalzeytin, Türkeli ve tarihi hapishanesiyle ünlü Diyojen'in memleketi Sinop ... Sinop'a vardığımızda akşam üzeri 18.00 sularıdı. Ve Sinop çok kalabalıktı. Meşhur Hamsilos koyunu görüp yol üzerindeki bir kampingte çay demletip içtik. Akşam oluyordu, karanlığa kalmadan Sansun'a varmalıydık. Gece 20.30 gibi Samsun'a vardık. Geceyi Samsun'da geçirip, üçüncü gün Ordu'ya doğru yola çıktık. Samsundan itibaren önümüzde Karadeniz Sahil yolu Hopa'ya uzanıyordu. Samsun, Çarşamba, Ünye, Terme, perşembe ve Ordu. Yeni yapılan yol 3.000 metrelik bir tünelle Perşembe Çam burnu'nu dolaşmadan Ordu'ya gidiyordu. Otoyol kalitesinde dümdüz yolu bulunca biraz sürat yapmışım Trafik durdurunca kendimi tuzağa düşmüş gibi hissettim. Benimle beraber tüm araçlar da aynı durumdaydı. Halbuki bugün fazla bir gidecek yolumuz yok.. Samsun Ordu arası sadece 165 Km.Yola çıkıştan ikibuçuk saat sonra Ordu'ya varmıştık. Otelimize yerleştikten sonra 10 Km ilerde bir köye Fındık hasatını görmeye gittik. Ev sahibi beraber seyahat ettiğimiz Ayşe Kılıçoğlunun akrabasıydı. Toplanam fındıklar köy evinin bahçesinde kuruması için serilmiş. evin erkekleri fındık toplayan işçilerle birlikte fındık bahçelerindeydi. Bahçe'ye girişte Karadeniz'e özgü serender ve az ilerde 2 katlı ev. Çaylarımız evin balkonunda güzel bir kahvaltı eşliğinde yaptık. Az sonra evin erkekleri 2 kardeş ve işçiler birlikte topladıkları fındıklar traktör römorkunda geldiler. Kardeşlerden biri Ankara'da Savcı imiş, Hasat için köyüne gelmiş. Hasatta 30 kadar işçi çalışıyordu. Akşam yemeğini sahilde bir lokanta da yedik, Ordu güzel bir Karadeniz şehri, sahili güzel düzenlenmiş. Cıvıl,cıvıl hareketli bir şehir. Sahil yolunun geçmesiyle kendine yeni kimlik kazandırmaya çalışan diğer şehirlere göre bu değişikliği kabukkenmiş ve kendine yakıştırmış. Programda olmasına rağmen Meşhur Boztepe'ye çıkamadık. vakit bulursanız çıkınız . Ordu'yu bütün güzelliği ile görebilirsiniz.  Safranbolu çarşısı Cinci Han  Safranbolu Evleri  Kastamonu Vilayet Binası
 İnebolu     Abana çıkışında yemek yediğimiz yer  Sinop'ta Diyojen  Dördüncü günün hedefi Trabz  on'du Uzungöl   Yol Arkadaşımız Sevgili M.Rifat Önal  Yol arkadaşımız Sevgili İlona  Yaylanın güzeli Ayşe Kılıçoğlu  Ayder Yaylası   Çay tarlalarında hasat  Karadeniz'in simgesi Serender  Azda kalsa eski Karadeniz evleri  Ayder Yaylası  Arhaqvi2de Tulum ve Horon  Briç Dostu Arhavi'li Nihat Bayramin  Yardımlaşma  Arhavi'de tracking  İzmit'li Briç Dostları  Arhavi'de Nihat Bayramin'e ait Bahçede eğlence  Malatya'dan Briç Dostu ve Kızı  Ankara'dan Sevgili Dost M.Rifat Önal, Zolguldak'tan sevgili Dost İsmet Kaya  Arhavi'de Briç Oynadığımız Pınar Restoran  Rize Bezi Dokuma Tezgahi  Rize Bezi 
 Yeryüzünde cennet köşelerden birini görmek isterseniz size hemen Köyceğiz'e gitmenizi öneririm. Hem ucuz, hem kaliteli bir tatil için ideal bir merkez Köyceğiz... Türkiyemizin en güzel, en tanınmış turizm merkezleri hemen yanıbaşında ; Marmaris 50 Km. Ekincik koyu 20 Km., Dalyan 15 Km. Sarıgerme 30 Km. Göcek 60 Km., Fethiye Ölüdeniz 90 Km. mesafede. Köyceğiz'de Otel, motel, pansiyonlarda çok ucuz ; 2 Kişi kahvaltı dahil 50 YTL.ye kalabilirsiniz. Sabah kalkıp 40 Km. ilerdeki Sedir Adasına (Kleopatra Adası) gidip akşam yemeğini Adaya giden motorların kalktığı iskeleden 2 Km. geride Yörüğün tesislerinde yiyebilirsiniz. Yörük eşinin sahibi olduğu araziye muhteşem konaklama tesisleri ve Lokanta yapmış 7-8 sene önce Marmaris'e gittiğimde bir arkadaş sabah kahvaltısına götürmüştü,zor yer bulmuştuk. Petek bal almak istediğimizde Yörük ben parayı Arı'dan ve Karı'dan kazandım demişti. Yörük şimdi çok zengin 2006 haziranında gittiğimde Pamukkale'de açtığı SPA'nın fotoğrafları vardı. ! gününüzü dolu solu geçireceğiniz Sedir adası turundan sonra, Göle bakan otelinizin terasında ayışığı altında romantik bir gece'den sonra ertesi sabah gideceğinizi bir gün önceden bildirdiğiniz Dalyan turu için gelen tekne kaldığınız otelin önünden sizi alır ve 30 dakikalık bir tekne turu sonunda gölü geçip Dalyana varırsınız. Dalyan hergeçen gün büyüyen, çevreye saygılı şirin bir kasaba. Doğal yaban hayatını etkilemesin diye ilaç kullanımı yasak. ayrıca yapılanma yüzdesi az tutulduğundan yeşil alanı çok şirin bir kasaba. Dalyan'da kooperatife bağlı tekneler sırayla yolcularını denize ulaştırıyor. Genelde sabah 09.00-10.00 sularında sefere başlayan tekneler akşamüstü 18.00-19.00 sularında yolcularını geri getiriyor.Gölü Denize bağlayan ve geçiş yollarını sadece usta gemicilerin bildiği sazlarla kaplı bir labirent nehirden 20 dakikalık bir yolculukla denize ulaşılıyor. Deniz pırıl, pırıl kumsalıyla sizleri büyülüyor. Gezi yaptığınız teknede ikramlar gezi ücretine dahil ve çok ucuz. Bir gününüzüde bu turla ve unutulmaz güzelliklerle geçirdikten sonra ertesi günkü Ekinci gezisini hayal ediyorsunuz. Fakat bu 2 günlük gezide çok yorulduğunuz için 3.ncü günde saat 15.00 a kadar otelinizde dinlenmenizi tavsiye ediyorum. Ekincik Köyceğiz merkeze yarım saat mesafede güzel bir koy. Yemek yiyebileceğiniz Belediye tesisleri ve oteller var. Koyda yatlar demirlemiş. Güzel bir öğleden sonra denize girip güneşlenebilirsiniz. Gitmenizi tavsiye ederim. +.ncü gün sabah 07.30 da kalkıyoruz ve Göcek'e gidiyoruz. Göcek'te mavi yolculuk sabah 09.30-10.00 da başlıyor ve doğa harikası koyları gezdiriyor. Ben bu yolculuğa katılmadım. İnşallah bu hafta katılacağım. Bu yazıya bu sene yapılacak olan Köyceğiz Briç Festivalinden sonra ve yeni anılarla devam edeceğim 2006 yılı haziran ayında çektiğim fotoğraflar aşağıda .. Çok yakında buluşmak umuduyla !!! zafer Ulusakarya 01.07.2008  
   Dostluğu ile büyük onur duyduğum İzmit'li Fotoğraf Sanatçısı ve de ömrünü fotoğraf ile geçirmiş Koca usta Cemal Turgay Tüpraş tarafından bastırılan Ben, İzmit,İŞTE SURETİM adlı kitabını seçkin bir davetli topluluğuna tanıttı. 3 yılı aşkın bir zaman diliminde ve titiz bir çalışma ile hazırlanan kitap Tüpraş'ın büyüklüğüne yakışan bir baskı içersinde sunuldu. Tüpraş Kentine sahip çıktığını bu ve benzer olaylarla gösteriyor. Cemal Turgay'ın kendi çektiği ya da arşivinde bulunan fotoğraflar hergün çehresini değiştiren kent için mükemmel bir görüntü arşivi niteliğinde. Koca Ustaya ve Tüpraş'a bu güzel eseri bizler kazandırdıkları için sonsuz teşekkürler. 


  
 edesa-fikatark
Sevgili eşim Mine Hanım ve ben Briç hastasıyız. Bu Hastalık önce bende başladı. Briç dolayısıyla oyuna takılınca evde yalnız kalan eşim çok akıllıca bir iş yaptı ve briç öğrendi. Başlarda partnerlik yapmadığım sevgili eşimle şimdi ayrılmaz ikili olduk. Son 2 yıldır Güzel ülkemizin hangi şehrinde. hangi kasabasında briç şenliği varsa biz oradayız. Bu hobimiz sayesinde bütün Türkiye'de muhteşem dostlarımız oldu. Gittiğimiz heryerde büyük sevgi ve saygıyla karşılanıyoruz. Ayrıca benim fotoğraf hobim nedeniyle gittiğimiz yerlerin güzelliklerinden oluşan bir albümümüz de oluştu. Bu sayfalarda bu gezi anılarımızı ve çektiğim fotoğrafları sizlerle paylaşacağız . |
|