yazmicam artik, hoscakalin.  Ronaldo’nun da aklında sadece 3 şey vardı: Playstation oynamak, TV izlemek ve seks yapmak... says: Nereida Gallardo 
 
 Bir Fırtına Tuttu Bizi Deryaya Kardı O Bizim Kavuşmalarımız A Yarim Mahşere Kaldı O Bizim Kavuşmalarımız A Yarim Ahrete Kaldı Yeni Cezve Yeni Cezve Kaynar Kaynamaz Oldu O Benim Nazlı Yarimin Dilleri Söyler Söylemez Oldu Yeni Cezve Yeni Cezve Kaynıyor Ocakta Kasatura Belimizde (A Yarim) Martınımız Kucakta Mapsanede Yata Yata Her Yanlarım Çürüdü Yollarına Baka Baka A Yarim Ela Gözler Süzüldü  
 Yeni sezon ekim den sonra baslayacak saniyordum ben, ama daha erken basladigi daha iyi oldu tabi. Dörduncu sezonun ilk iki bölumunu izledim (ucuncusu cikmadi ki daha:S) ve bana daha önceki bölumlerdeki o heyecani ve tutkuyu vermedi acikcasi. Belki altyazisiz izledigim icindir, belkide oruclu kafayla saatler gecsin, iftar yapalim biran önce mantigi ile izledigim icindir, bilemicem ama acikcasi pek bir sey anlamadim ilk iki bölumden. Ilk iki bölumden anladiklarim (tasvip ettiklerim) ve anlamadiklarimi (igrenc bulduklarimi) yazayim asagaya , henüz izlememis olanlar okumasin asagidaki tüyolari ne diyelim. + Bizim Michael dövmeleri laserle sildirmis, ki bunu iyi ve hos bir adim olarak göruyorum. Sütoglanin eski halini sevmezdim zaten, ne o öyle geometri kitabi gibi vücut. + Sara geri dönmüs - T Bag baska bir insani yedi - Su kadin ajan gebermedi gitti. Neydi ismi..? 
 Alisamadim bir türlü su blog olayina, zaten pek emekte harcamiyorum, öyle özel seyler de yazmiyorum. Ama öyle "özel" seyler yazmaya basliyacagim söz veriyorum (iste). Ben yazamiyorum artik buralara fazla, vakit mi yok (aslinda var) ama enerjim yok arkadas, eriniyorum yazmaya artik. Ben eriniyorum erinmesine de baskalarina bakiyorum millet, hergün güncelliyor bloglari, helal olsun diyorum sadece. O ictiginiz redbullardan bana da yollayin bir zahmet de bize de faydasi dokunsun.. Insan tasi taragi toplayip gider sahile, güzel bir kic büyütüp, bronzlasip gelirdi blog guncelliyeceginize.. Neyse Hayirli Ramazanlar :D 
 Ramazan'a simdiden hosgeldin, tüm islam alemine hayirli olsun. Nice Ramazanlara.. 
 Bayrak nerde Atalay?, Bayrağı versene ulan!..  Malum bu yaz baya bir sporlu ortamda geciyor, gerek Avrupa Sampiyonasi olsun gerekse bu olimpiyatlar olsun. Internette gezerken yan taraftaki göruntuyu buldum, bu senenin olimpiyat müsabakalarindan bir görüntü sanirim. Acikcasi bu maca bakmadigima üzüldüm ben bu görüntüyü görünce. Gecmiste aralarinda ne yasandiysa artik.. 1. Ruslar Gürcistan'a girmiş 2. Taylanov taşınmış (güle güle leyn) 3. Kolera yeni albüm çıkartmış (vasat diyorlar ama..) 4. Ben bronzlaşmışım. 5. Çarşı comeback yapmış. Bu yaz kötü mü geçmiş iyi mi geçmiş siz karar verin.  Valla ben beğendim, kendisi zaten tatlı birisiydi ama bu imajla daha bir tatlı olmuş sanki, saçları daha bi güzel olmuş, yüzünün güzelliği ortaya çıkmış. Bu imajla kendisi haftanın en şık sanatçısı olmayı hakediyor : ) 
 Öldüm sandınız dimi, hehe ama ölmedim. Zakintos öldü diyipte beni takip etmeyi bırakan kişiler varsa aşk olsun, ben buradayım hemde koskocaman bir karpuz ile :) Şu karpuz yaz ayları ne kadarda iyi gidiyor öyle ya, soğuk soğuk. Hayatımız karpuz olsa, heryer karpuz koksa hatta karpuz dan bir parfüm falan yapsalar ne iyi olurdu.. 
 Sizlere demiştim huzurlu bir yere gitmek istiyorum diye, bana göre huzurlu ona göre huzurlu size göre huzurlu olmayabilir ama zar zor dağlık bir bölgeye yerleştim işte. İnanın bloga yazı yazmak için epey bir yürüdüm (hatta kilometrelerce). Hem yürüdüm hem etrafa baktım ve o güzel ormanlarımızı gördüm, gördükten sonra da şöyle bir ohh çektim "iyi ki de gelmişim lem buraya" dedim. Epey bir yürüdükten sonra yolun sonunda bir internet cafe buldum (ormanlık bölge de ne cafesi? adamlar yapıyor işte be abi, ben napiyim..) girdim cafe ye ve paramı verip oturdum bilgisayarın başına, cafedeki insanlara bir göz attım ve baktım ki millet şimdiden sıcaktan bunalmış. Ondörtlük çocuk bile cafe de ruh gibi dolaşıyor, yeni nesil şimdiden böyleyse offhh işimiz var demektir. Ama herşeyi bir yana bırakıpta güneşin hakkını vermek lazım, çok sıcak be abi, aşırı derecede bir sıcaklık var. Su olan heryere girişmek istiyorum, hatta biliyorum biraz aşırıya kaçıcak ama şöyle yazın suyun altında bir külübemiz olsa, orda oynasak, çalsak nasıl olur ? Bence güzel olurdu..Birde tabi şu kene olayı var , o olmasa çayırda yatacam hatta orada uyuyacam bütün gece ama bu ormanlık bölge de hastane bile yok ki çaktırmadan gidelim. (onun için çayıra yatmaya tırsıyorum açıkcası) Günlerimiz şuan çok şükür fena geçmiyor, dağlık bölgede eğleniyoruz arkadaşlarla, mangalımızı yakıp akşamları korku filimlerine bakıyoruz, geçiyor günler işte. Ben bu güneşi hergün bir bloga yazı yazmak için çekemem arkadaş şimdiden söyleyim haftada ancak bir kere uğrayabilirim buralara, herkese de selam ayrıca. Sizlerin kafa ergenekondan ondan bundan şuan doludur, allah bilir memleketi kurtaracam mantığı ile kendinize bakmıyorsunuzdur bile. Eğer öyleyse ben size bu sıcaklıkta yaşamanın yollarını göstereyim ki blogumu takip eden birileri kalsın dimi; bol bol su için, (bazı insanları görüyorum da millet bu sıcaklıkta çay içiyor, elimin tersiyle bir yapıştırmak istiyorum adamlara, ulan 40 derecelik bir sıcaklık var sen çay içiyorsun, olacak iş mi bu?) ve ayrıca da atlamaya müsahit olan sulu yerlere hemen hiç düşünmeden atlayın derim ferahlayın biraz da yaz günü başımıza iş açmayın.. 
 7 yıllık bir aradan sonra Mumya filmlerinin üçüncüsü bir ağustosta vizyona girecek. Mumya ve Resident Evil tarzındaki filmleri seven birisi olarak, Mumya filminin üçünçü serisinin çıkacak olması beni haliyle sevindirdi. Filmin konusuna gelicek olursak, bazı kaynaklardan okuduğum kadarıyla, O'Connell ailesi bu sefer dünyayı egemenliği altına almak isteyen Jet Li ye karşı mücadele verecekmiş. 
 Ben bu filmi iki kere üst üste izledim zamanında. Bu filimden daha komik bir filim varsa söyleyin de bakalım, bu filimden daha komik bir filim sanmıyorum ki olsun o derece iddialıyım yani! Konusunu yazmaya üşendim, detaylı açıklamasını isteyen arkadaşlar için aşağıdaki link yararlı olacaktır sanırım; "O kadar yazıyı okuyamam" diyenler için de kısaca anlatayım. Resimde gördüğünüz bebek aslında bir suçlu (o sıpa mı? evet o bücür) o çocuk işte bir elmasın peşinde. O elmasta tesadüfen mütevazı bir ailenin eline geçmiş durumdadır ve o aile de veya daha doğrusu ailenin erkeği bir çocuk istemektedir........ Çeton düştü mü? Çetonu düşenler filmin konusunu tam anlamıyla anlamıştır diye tahmin ediyorum, anlamayanlar da torrent sitelerinden indirsin baksın derim, harcadığınız zamana değecek çünkü. 
This one is relatively short; I won't say much about it. What's the point if you're still gon' doubt. History is a weapon being used against us. Humanity has been abused before but few remember. Human hybrid, Hubble iris, double-sided untouchable. When it comes to rhyming, but I struggle in private"One Ought Not To Think", in other words stop thinking. Humankind is now on the brink of extinction. The Eagle has landed, one of von Braun Handpicked the evil bastard called "Magnum Innominandum"These ice-age quotes opposed Helios Confusing the most yet I find it remedialTurn the radio and TV off, think for a second Technology is a blessing but it's also a weaponA weapon of mass destruction givin' global instructions Teaching us how to hate but does it in a way that we love it Take my beloved rap music, erase the beat Consumers act like they're afraid of intelligent speech. The rhymes are imagined in theory. Then itemized into a queryIt takes more than your ears to hear me Meditate; you will see it clearly. Elevate to a level where your judgment isn't impaired daily. Before the New World Order right around the corner. One day soon they gon' lock down the borders. I ain't a activist, I can't do shitI'd rather be a pacifist with a full clip. Keep sayin' your prayers, they won't care. God won't hear, do something, you won't dareIt's happened before, it'll happen again. It's happening over there; it'll spread here my friend"One Ought Not To Think", in other words stop thinking. Mankind is now on the brink of extinction. Lost wisdom from the lost kingdom. Humankind is now on the brink of extinction  Kafam bu aralar çok karışık, yapmak istediğim tek şey buralardan tozolup gitmek açıkcası. Bıktım bu ülkenin dertlerinden lan! yeter ama dimi arkadaş. Hani derler ya İstanbul'un taşı toprağı altın diye, bu mu altın lan! Son bir kaç gündür ne televizyonu açıyorum ne de radyoyu, bir senedir iddianamesi hazırlanamayan bir davanın ismini duyuyoruz çünkü. Uzaklaşmak istiyorum bütün bu olaylardan, şöyle heryeri ağaçla dolu, huzurla dolu bir yere gitmek istiyorum. Böyle bir yer kaldı mı acaba Türkiye'de? Dünyanın en huzurlu ülkesi İzlandaymış diye bir haber okumuştum geçenlerde, uzak olmasa hiç düşünmez giderdim be abi ama orası da çok soğuk bana sıcak ama aynı zamanda oksijenle dolu bir yer lazım. Aslında ben ormanı sevmem bile, oksijen olmasa ormanın yanından bile geçmem şehir hayatında takılırım öyle ama bu son olaylar artık ilallah dedirtirdi bana. Bu tür oyunların oynandığı başka bir ülke yok heralde ki bu milletten de bu beklenir. Herneyse bu tatil mevzusuna girelim bir daha, tariflerim doğrultusunda sizden tavsiyeler bekliyorum arkadaşlar. Mangalımı yapabileceğim, şirin mi şirin kulübelerin olduğu yemyeşil bir tatil beldesi arıyorum. 
 Dün Emre ve A.Güneş teslim olmuştu komutanlığa bugün de Kutluay teslim olmuş. Bir kaç ay önce de Alpay Özalan terhis olmuştu Burdur komutanlığından. Buradan Emre ye ve İbrahim'e en kısa zamanda askerlik görevlerini bitirmelerini diliyoruz. Hayırlı tezkereler.. 21 gün çabuk geçer : ) 
Şu aşağıdaki çantaların özelliğine bakıyorum da hepsi timsah derisiyle yapılmış. Fiyatları görünce de timsah derisinin içinde altın falan mı var diye düşünmüyor değilim hani. Fendi B bag- $27.000 Burberry Warrior- $26.000 Hermes Birkin- $20.000 YSL Muse- $ 19.000Prada Frame bag- $15.000   Ne desem bilmiyorum ki. Umarım iki yıl sonra Aragones için sela okumaya gerek kalmayız.  T-box'un Euro 2008 için hazırladığı t-shirtler. Fiyatları : 19.99 YTL.  Alp dağlarının bir köşesinde çekilmiş bu leziz fotoğraf. Resimdeki amcanın mesleği de çobanlıkmış. Aynı zamanda evinin yakınlarında Rusya-İsveç maçı oynanmakta, amcamız bilet almaya üşenmiş, laptopu salondan kapıp gelmiş oradan izliyor maçı. Yirmibirinci yüzyıl çobanı/Avrupalı çoban dedikleri bu olsa gerek..  • 1 kg. organik patates • 200 gr. kaşar peyniri • 1 kahve fincanı patates nişastası • 3 yumurta • 2-3 yemek kaşığı un • Deniz tuzu ve taze karabiber • Sıvı yağ |
|